KURAN-I KERİM
Sureler Sure Sırasına Göre Sıralanmıştır
Hüseyin Atay Meali
Arama sonucu 6236 Ayet bulundu. [ 1-100 101-200 201-300 301-400Sonraki >> ]
3 : 8
Rabbimiz! Bize doğru yol gösterdikten sonra gönüllerimizi kaydırma. Katından bize rahmet ver. Doğrusu, Sen pek bağış yapansın.
 

3 : 9
Rabbimiz! Doğrusu, şüphe olmayan günde insanları toplayacak Şensin. Doğrusu Allah verdiği sözden caymaz.
 

3 : 10
Doğrusu, inkâr edenlerin malları ve çocukları, Allah’a karşı kendilerine hiçbir şey sağlamaz. İşte, onlar ateşin yakıtıdırlar.
 

3 : 11
Bunlar, Firavunun ailesi ve ondan öncekiler gibi belgelerimizi yalanladılar. Allah da onları suçüstü yakaladı. Allah’ın cezalandırması çetindir.
 

3 : 12
İnkâr edenlere söyle: “Yenileceksiniz ve cehennemde toplanacaksınız. Orası ne kötü döşenmiştir!”
 

3 : 13
Karşı karşıya gelmiş iki topluluğun durumunda size bir belge bulunmaktadır. Biri, Allah yolunda savaşıyordu. İnkarcı olan öteki topluluk onları çıplak gözleriyle kendilerinin iki katı olarak görüyordu. Allah, dileyeni yardımıyla destekler. Doğrusu, bunda görebilenler için bir uyarı bulunmaktadır.
 

3 : 14
Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşe, nişanlı atlara, davarlara ve ekinlere düşkün olma sevgisi insanlara süslü gösterilmiştir. Bunlar şimdiki yaşamın gönençleridir. Oysa, dönüp gidilecek asıl güzel yer Allah katindadır.
 

3 : 15
De ki: “Bundan daha iyisini size haber vereyim mi? Saygılı olanlara, Rablerinin katında, altlarından ırmaklar akan, içlerinde temelli kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını görür.
 

3 : 16
(16-17) Bunlar, katlananlar, doğru olanlar, içtenlikle boyun eğenler, geçindirenler, bağışlanma dileyenler, tan ağarırken “Rabbimiz! Doğrusu, biz inandık, günahlarımızı bize bağışla, bizi ateşin azabından koru!” derler.
 

3 : 17
(16-17) Bunlar, katlananlar, doğru olanlar, içtenlikle boyun eğenler, geçindirenler, bağışlanma dileyenler, tan ağarırken “Rabbimiz! Doğrusu, biz inandık, günahlarımızı bize bağışla, bizi ateşin azabından koru!” derler.
 

3 : 18
Allah Kendisi, melekler ve denkserliği yerine getiren bilim adamları, Ondan başka tanrı olmadığına tanıklık ederler. Ondan başka tanrı yoktur. O uludur, bilgedir.
 

3 : 19
Doğrusu, Allah katında din, İslam'dır. Ne var ki, kitap verilenler, ilim kendilerine geldikten sonra aralarındaki çekemezlikten ötürü anlaşamadılar. Allah'ın öğretilerini kim inkâr ederse, doğrusu, Allah'ın hesaba çekmesi çabuk olur.
 

3 : 20
Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben ve bana uyanlarla kendimi Allah'a verdim" ve kitap verilenlere ve verilmeyenlere de ki: “Siz de doğruya içtenlikle kendinizi verdiniz mi? ” Eğer doğruya içtenlikle kendilerini vermişlerse, doğru yolu bulmuşlardır. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen ancak bildirmedir. Allah insanları görmektedir.
 

3 : 21
Doğrusu, Allah'ın ilkelerini inkâr edenlere, haksız yere peygamberleri öldürenlere ve insanlardan denkserliği emredenleri öldürenlere acıtıcı bir azabı müjdele!
 

3 : 22
İşte, şimdikinde ve gelecektekinde işleri boşa çıkacak olanlar bunlardır. Onların bir yardımcıları da olmayacaktır.
 

3 : 23
Kitaptan kendilerine bir pay verilmiş olanların aralarında hüküm vermek için Allah'ın kitabına çağrıldıkları halde, bir kısmının yüz çevirerek dönüp gittiğini görmedin mi?
 

3 : 24
Bu, onların "Ateş bize ancak sayılı birkaç gün değecektir” demelerindendir. Uydurup durdukları şeyler, onları dinlerinde yanıltmıştır.
 

3 : 25
Peki! Şüphe götürmeyen günde kendilerini toplayacağımız ve haksızlığa uğratılmadan herkese kazandığı ödeneceği zaman, durumları nasıl olacak?
 

3 : 26
De ki: "Ey mülkün sahibi Allahım! Egemenliği dilediğine verirsin, dilediğinden egemenliği çekip alırsın. Dilediğini yükseltirsin, dilediğini alçaltırsın. İyilikler Senin elindedir. Doğrusu Senin her şeye gücün yeter.
 

3 : 27
Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diri çıkarırsın ve diriden ölü çıkarırsın ve dilediğini de hesapsız rızıklandırırsın.
 

3 : 28
İnananlar, inananları bırakıp inkârcıları dost edinmesinler! Böyle yapanın Allah katında bir değeri yoktur. Ancak, onlardan korunmak için gereğini yapma bunun dışındadır. Allah sizi kendisiyle uyarır ve gidiş Allah'adır.
 

3 : 29
De ki: "İçinizde olanı gizleseniz de açıklasanız da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde bulunanları da bilir ve Allah'ın gücü her şeye yeter.”
 

3 : 30
Herkes, yaptığı her türlü iyiliği ve işlediği her türlü kötülüğü hazır bulacağı gün, kendisi ile o kötülüğün arasında uzun bir mesafe olmasını dileyecektir. Allah sizi kendisiyle uyarıyor. Allah kullarına karşı şefkatlidir.
 

3 : 31
De ki: “Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” Allah bağışlayandır, acıyandır.
 

3 : 32
De ki: “Allah’a ve elçisine itaat edin.” Eğer, yüz çevirirlerse, doğrusu, Allah inkâr edenleri sevmez.
 

3 : 33
(33-34) Doğrusu, Allah, Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini, İmran ailesini, birbirlerinin soyu olarak, dünyalara üstün tuttu. Allah işitendir, bilendir.
 

3 : 34
(33-34) Doğrusu, Allah, Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini, İmran ailesini, birbirlerinin soyu olarak, dünyalara üstün tuttu. Allah işitendir, bilendir.
 

3 : 35
Hani, İmran’ın karısı, “Rabbim! Karnımda olanı sırf sana adadım, benden kabul buyur! Doğrusu, işiten ve bilen ancak Şensin” demişti.
 

3 : 36
Onu doğurduğunda, Allah ne doğurduğunu bilirken, “Ya Rabbi! Kız doğurdum. Erkek, kız gibi değildir ve doğrusu ben ona Meryem adını verdim. Doğrusu, onu da soyunu da kovulmuş şeytandan Sana sığındırırım” demişti.
 

3 : 37
Rabbi o kızı beğenerek benimsedi, onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve onu Zekeriya’nın korumacılığına verdi. Zekeriya tapınağa her girişinde, onun yanında bir yiyecek bulurdu. Ey Meryem! “Bu sana nereden?” derdi. Meryem de “Bu, Allah’ın katındandır” cevabını verirdi. Doğrusu, Allah dilediğini hesapsızca rızıklandırır.
 

3 : 38
İşte orada, Zekeriya Rabbine yakardı: “Rabbim! Bana kendi katından tertemiz bir soy bahşet, doğrusu, Sen yakarışı işitirsin” dedi.
 

3 : 39
Tapınakta yakarırken melekler ona seslendi: “Allah, sana Allah'tan gelen bir sözü onaylayan, ulu, iffetli, iyilerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler''
 

3 : 40
“Rabbim! Ben kocamış ve karım da kısırken nasıl oğlum olabilir?” dedi. “Öyle olsa bile, Tanrı dilediğini yapar” dedi.
 

3 : 41
“Rabbim! Bana bir belirti ver” deyince, “Belirtin, insanlarla üç gün, işaretten başka şekilde konuşmayacaksın, Rabbini çok an, akşam sabah O'nu yücelt” dedi.
 

3 : 42
Hani, Melekler “Ey Meryem! Allah seni seçti, arıttı ve dünyaların kadınlarına seni üstün tuttu.
 

3 : 43
Ey Meryem! Rabbine boyun eğ, secde et, rükû edenlerle beraber rükû et!” demişlerdi.
 

3 : 44
Bu, sana bildirdiğimiz görülmeyen haberlerdendir. Meryem'e hangisi bakacak diye oklarıyla kura çekerlerken sen yanlarında değildin. Çekişirlerken de orada bulunmadın.
 

3 : 45
Hani, Melekler “Ey Meryem! Allah kendinden bir sözü, adı Meryemoğlu İsa Mesihi, şimdikinde ve sonrakinde gözde ve yakın kılınanlardan biri olarak sana müjdeler” demişlerdi.
 

3 : 46
O, insanlarla beşikte iken de, yetişkin iken de iyilerden biri olarak konuşur.
 

3 : 47
Meryem “Rabbim! Bana bir insan dokunmamışken nasıl çocuğum olabilir?” dedi. Allah “Senin için öyle olsa bile, Allah dilediğini yaratır. O, bir işin olmasına hükmederse ona ‘Ol’ der ve o da olur” dedi.
 

3 : 48
(48-49) O, ona kitabı, bilgeliği, Tevrat’ı, Incil’i öğretecek ve İsrailoğullarına şöyle diyen bir elçi kılacaktır: “Ben, size Rabbinizden bir belge getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir heykel yapıp ona üfleyeceğim, o da Allah’ın emri ile kuş olacak, anadan doğma körü ve alacalıyı iyi edeceğim; Allah’ın emri ile ölüleri dirilteceğim; yiyeceklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı bildireceğim, eğer inanırsanız, doğrusu bunda sizin için belge vardır.
 

3 : 49
(48-49) O, ona kitabı, bilgeliği, Tevrat’ı, Incil’i öğretecek ve İsrailoğullarına şöyle diyen bir elçi kılacaktır: “Ben, size Rabbinizden bir belge getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir heykel yapıp ona üfleyeceğim, o da Allah’ın emri ile kuş olacak, anadan doğma körü ve alacalıyı iyi edeceğim; Allah’ın emri ile ölüleri dirilteceğim; yiyeceklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı bildireceğim, eğer inanırsanız, doğrusu bunda sizin için belge vardır.
 

3 : 50
(50-51) Benden önce gelen Tevrat’ı tasdik ederek, size haram kılınanların bir kısmını helal etmem için Rabbinizden size bir belge getirdim. Doğrusu, Allah’a saygılı olun ve bana itaat edin. Şüphesiz, Allah hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbinizdir. O’na tapın, doğru yol budur.”
 

3 : 51
(50-51) Benden önce gelen Tevrat’ı tasdik ederek, size haram kılınanların bir kısmını helal etmem için Rabbinizden size bir belge getirdim. Doğrusu, Allah’a saygılı olun ve bana itaat edin. Şüphesiz, Allah hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbinizdir. O’na tapın, doğru yol budur.”
 

3 : 52
îsa, onların inkâr edeceğini anlayınca, “Allah için yardımcılarım kimler olur?” dedi. Arkadaşları “Biz Allah’ın yardımcılarıyız, Allah’a inandık ve doğruya içtenlikle kendimizi verdiğimize tanık ol!
 

3 : 53
Rabbimiz! İndirdiğine inandık, elçine uyduk, öyle ise bizi tanıklarla beraber yaz” dediler.
 

3 : 54
Ve düzen kurdular, Allah da düzen kurdu. Allah, düzen kuranların en iyisidir.
 

3 : 55
Hani, Allah demişti: “Ey İsa! Doğrusu seni öldüreceğim ve kendime yükselteceğim, seni inkârcılardan temizleyeceğim, sana uyanları, diriliş gününe kadar inkârcılardan üstün kılacağım. Sonra, bana döneceksiniz ve anlaşamadığınız hususlarda aranızda hüküm vereceğim.”
 

3 : 56
İnkâr edenlere gelince, onlara şimdikinde ve sonrakinde çetin bir azapla azap edeceğim. Onların hiçbir yardımcısı olmayacaktır.
 

3 : 57
Ama inanıp yararlı işler işleyenlere gelince, onların ücretlerini Allah kendilerine ödeyecektir. Allah haksızlık yapanları sevmez.
 

3 : 58
Sana okuduğumuz bunlar, belgelerdendir ve bilgelikli hatırlatmadır.
 

3 : 59
Doğrusu, Allah katında İsa mn durumu, Adem'in durumu gibidir. Adem'i topraktan yaratmıştı. Sonra ona “ol” dedi ve o da oldu.
 

3 : 60
Bu gerçek Rabbindendir, sakın şüphelenenlerden olma!
 

3 : 61
Sana ilim geldikten sonra, o konuda seninle kim tartışacak olursa de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra içtenlikle lanetleşelim ve Allah'ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim.”
 

3 : 62
Doğrusu, işte gerçek olay budur: Allah’tan başka tanrı yoktur. Doğrusu, ulu ve bilge olan elbette Allah’tır.
 

3 : 63
Eğer, yüz çevirirlerse, doğrusu, Allah bozguncuları bilir.
 

3 : 64
De ki: “Ey kitaplılar! Bizimle sizin aranızda olan ortak bir söze gelin: Allah’tan başkasına tapmayalım, ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım, Allah’ı bırakıp da birimiz öbürünü tanrı edinmesin.” Eğer, yüz çevirirlerse “Bizim doğruya içtenlikle kendimizi verdiğimize tanık olun” deyiniz.
 

3 : 65
Ey kitaplılar! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz? Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Düşünmüyor musunuz?
 

3 : 66
İşte, siz o kimselersiniz ki, bilginiz olan hususta tartıştınız diyelim, ama bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Oysa, Allah bilir, siz bilmezsiniz.
 

3 : 67
İbrahim, Yahudi de değildi, Hıristiyan da değildi, ancak doğruya yönelen bir müslümandı, ortak koşanlardan da değildi.
 

3 : 68
Doğrusu, insanlardan İbrahim’e en yakın olanlar, ona uyanlar, bu peygamber ve de inananlardır. Allah inananların yakın dostudur.
 

3 : 69
Kitaplılardan bir takımı, keşke sizi saptırsalar isterler. Oysa, farkına varmadan yalnız kendilerini saptırmaktadırlar.
 

3 : 70
Ey kitap ehli! Siz, görüp bildiğiniz halde, niye Allah’ın belgelerini inkâr ediyorsunuz?
 

3 : 71
Ey kitaplılar! Niçin gerçeğe saçmalığı giydiriyorsunuz ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
 

3 : 72
Kitaplılardan bir takımı “İnananlara indirilmiş olana günün başında inanın ve günün sonunda inkâr edin! Belki dönerler.
 

3 : 73
Ve dininize uyandan başkasına inanmayın” demişti. De ki: “Doğrusu, doğru yol gösterme, Allah’ın doğru yol göstermesidir. Tanrı katında sizinle tartışabilmeleri için, size verilmiş olanın bir benzerinin başkasına da verilmiş olmasıdır.” De ki: “Doğrusu, bolluk Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah her şeyi kuşatan ve bilendir.”
 

3 : 74
Rahmetini dilediğine özgü kılar. Allah, yücedir, bolluk sahibidir.
 

3 : 75
Kitap ehlinden birine bir yük altın emanet etsen, onu sana ödeyen ve bir altın emanet bıraksan, tepesine dikilmedikçe onu sana ödemeyen vardır. Bu, onların “Başkalarına karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur” demelerindendir. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylüyorlar.
 

3 : 76
Hayır! Kim andını yerine getirir ve saygılı olursa, şüphesiz, Allah saygılı davrananları sever.
 

3 : 77
Doğrusu, Allah’ın antlaşmasını ve yeminlerini az bir değere satanlar, işte, onların gelecektekinde bir payları olmayacaktır. Allah diriliş günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Elem verici azap da onlaradır.
 

3 : 78
Doğrusu, kitaplılardan bir takımı, kitapta olmadığı halde kitaptan olduğunu sanmanız için, dillerini eğip bükerler ve o söz Allah katından olmadığı halde "Allah katındandır” derler ve bilerek Allaha karşı yalan söylerler.
 

3 : 79
Allah’ın kendisine kitabı, bilgeliği ve peygamberliği verdiği hiçbir kimse, insanlara, "Allah yerine bana kul olun” demez. Ancak, kitabı öğrettiğinize ve okumakta olduğunuza göre "Rabbin kulları olun” demesi yaraşır.
 

3 : 80
Melekleri, peygamberleri tanrı olarak benimsemenizi de emredemez. Siz doğruya içtenlikle kendinizi verdikten sonra, size inkâr etmeyi mi emredecek?
 

3 : 81
Hani, Allah peygamberlerden sağlam söz almıştı. "Andolsun, size kitap ve bilgelik verdim. Sonradan sizde bulunanı doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ne olursa olsun ona inanacaksınız ve ne yapıp yapıp ona yardım edeceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi ve ağır andımı üzerinize aldınız mı?” dedi. Onlar da “Kabul ettik” dediler. Allah da "O halde, Benim de sizinle beraber tanıklardan olduğuma tanık olun” demişti.
 

3 : 82
Kim bundan sonra yüz çevirirse, işte, onlar yoldan çıkanlardır.
 

3 : 83
Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa, göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez O’na içtenlikle kendini vermiştir. Zaten O’na döndürüleceklerdir.
 

3 : 84
De ki: “Biz, Allaha, bize indirilene, İbrahim’e, İsmaile, İshak’a, Yakup’a ve oymaklara indirilenlere, Musa’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rableri tarafından verilenlere, aralarında hiçbirini diğerinden ayırmadan inandık. Biz, kendimizi içtenlikle O’na vermişizdir.”
 

3 : 85
Kim İslam’dan başka bir din arzu ederse, o din kabul edilmeyecektir. O, gelecektekinde de kaybedenlerden biri olacaktır.
 

3 : 86
İnandıktan, elçinin hak olduğuna tanıklık ettikten ve kendilerine açık belgeler geldikten sonra, inkâr eden bir ulusa Allah nasıl doğru yol gösterir? Allah kıyıcı ulusa doğru yol göstermez.
 

3 : 87
İşte, bunların cezası, Allah’ın, meleklerin ve insanların hepsinin lanetine uğramalarıdır.
 

3 : 88
Bu lanette temelli kalacaklar. Onlardan azap eksiltilmez ve onlara bir daha bakılmaz.
 

3 : 89
Ancak, ondan sonra tövbe edip düzeltenler olursa, doğrusu Allah bağışlar, acır.
 

3 : 90
Doğrusu, inandıktan sonra inkâr edip, sonra da inkârları artanların tövbeleri kabul edilmeyecektir. İşte, onlar tam sapanlardır.
 

3 : 91
Doğrusu, inkâr edip inkârcı olarak ölenlerin hiçbirinden, dünya dolusu altını fidye vermiş olsa bile, kabul edilmeyecektir. İşte bunlara elem verici azap vardır ve hiçbir yardımcıları da olmayacaktır.
 

3 : 92
Sevdiğiniz şeylerden vermedikçe iyiliğe erişemezsiniz. Ne verirseniz, doğrusu, Allah onu bilir.
 

3 : 93
Tevrat'ın indirilmesinden önce, İsrail’in kendilerine haram ettiğinden başka, bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi. De ki: “Doğru söylüyorsanız Tevrat’ı getirin ve onu okuyun.”
 

3 : 94
Bundan sonra Allah’a karşı kim yalan uydurursa, işte, onlar kıyıcı kimselerdir.
 

3 : 95
De ki: “Allah doğru söyledi. Öyle ise doğruya yönelik olan İbrahim’in dinine uyun; o, puta tapanlardan değildi.”
 

3 : 96
Doğrusu, dünyalar için mübarek ve doğru yol göstergesi olarak insanlar için kurulan ilk ev Mekke’dedir.
 

3 : 97
Orada apaçık belgeler, İbrahim'in durağı vardır. Kim oraya girerse güvende olur. Oraya yol bulabilen insanlara Allah için Evi haccetmek gerekli olur. Kim bunu inkâr ederse, doğrusu Allah dünyalardan zengindir.
 

3 : 98
De ki: “Ey kitaplılar! Allah yaptıklarınıza şahitken, niçin Allah’ın ilkelerini inkâr ediyorsunuz?”
 

3 : 99
De ki: “Ey kitaplılar! Siz, doğru olduğunu bilip dururken, niçin Allah’ın yolunda eğrilik arayarak inananları ondan alıkoyuyorsunuz?” Allah işlediklerinizden habersiz değildir.
 

3 : 100
Ey inananlar! Kitap verilenlerin bir takımına itaat ederseniz, inanmanızdan sonra, sizi inkârcılığa döndürürler.
 

3 : 101
Size Allah’ın ilkeleri okunurken ve elçisi de aranızda bulunurken, nasıl inkâr edersiniz? Kim Allah’a simsıkı tutunursa, doğru yola iletilmiş olur.
 

3 : 102
Ey inananlar! Allah’a gereği gibi saygılı olun. Ancak, içtenlikle doğruya kendini vermiş olarak can vermeye bakın.
 

3 : 103
Allah’ın ipine topluca sımsıkı tutunun, ayrılıkçılık yapmayın. Allah’ın size olan nimetini anın. Düşmandınız, gönüllerinizin arasını uzlaştırdı ve siz de Onun nimetinden dolayı kardeş oldunuz. Ateş çukurunun kıyısında idiniz, sizi oradan kurtardı. Doğru yola girersiniz diye, Allah ilkelerini size böyle açıklıyor.
 

3 : 104
Sizlerden iyiye çağıran, uygun olanı emreden ve kötülüğü yasaklayan bir toplum olsun. İşte, onlar başarıya ulaşanlardır.
 

3 : 105
(105-106) Kendilerine açık belgeler geldikten sonra ayrılığa düşen ve anlaşamayanlar gibi olmayın. Birtakım yüzlerin ağaracağı ve birtakım yüzlerin kararacağı günde büyük azap işte onlaradır. Yüzleri kararanlara gelince; “İnanmanızdan sonra inkâr mı ettiniz? Öyle ise, inkâr etmiş olmanızdan dolayı azabı tadın” denecektir.
 

3 : 106
(105-106) Kendilerine açık belgeler geldikten sonra ayrılığa düşen ve anlaşamayanlar gibi olmayın. Birtakım yüzlerin ağaracağı ve birtakım yüzlerin kararacağı günde büyük azap işte onlaradır. Yüzleri kararanlara gelince; “İnanmanızdan sonra inkâr mı ettiniz? Öyle ise, inkâr etmiş olmanızdan dolayı azabı tadın” denecektir.
 

3 : 107
Yüzleri ağaranlar ise, Allah’ın rahmetindedirler, onlar orada temelli kalacaklardır.
 

Arama 1.62 saniyede gerceklestirilmistir
Arama sonucu 6236 Ayet bulundu. [ 1-100 101-200 201-300 301-400Sonraki >> ]