KURAN-I KERİM
Sureler Sure Sırasına Göre Sıralanmıştır
Hüseyin Atay Meali
2-BAKARA SURESİ - Al-Baqara - MEDİNE/87 - 286 Ayet
Arama sonucu 286 Ayet bulundu. [ 1-286 ]
Bismillahirrahmanirrahim
2 : 1
Elif, Lâm, Mîm.
 

2 : 2
Şüphe götürmeyen bu kitap saygılı olanlara doğru yol göstergesidir.
 

2 : 3
Onlar, görünmeyene inanırlar, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan verirler.
 

2 : 4
Ve onlar sana indirilene, senden önce indirilenlere de inanırlar. Onlar sonrakini de kesin bilirler.
 

2 : 5
Onlar Rablerinden olan doğru yol üzeredirler. Ve işte onlar başarıya ulaşanlardır.
 

2 : 6
Doğrusu, inkârcıları uyarsan da uyarmasan da onlara göre aynıdır, inanmazlar.
 

2 : 7
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinde de perde vardır. Artık büyük azap onlaradır.
 

2 : 8
İnsanlardan, inanmadıkları halde, “Allah a ve sonraki güne inandık” diyenler vardır.
 

2 : 9
Allah'ı ve inananları aldatmaya çalışırlar. Ama farkına varmadan kendilerini aldatırlar.
 

2 : 10
Gönüllerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını artırmıştır. Yalanlayıp durduklarına karşılık onlara acıtıcı bir azap vardır.
 

2 : 11
Onlara “Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın” dendiği zaman, “Biz ancak ıslah edenleriz” derler.
 

2 : 12
Dikkat! Doğrusu bozguncu olanlar onlardır. Ancak bilincinde değillerdir.
 

2 : 13
Onlara “İnsanların inandığı gibi inanın” dendiği zaman, “Uçarıların inandığı gibi mi inanalım” derler. Dikkat! Doğrusu, uçarılar tam da kendileridir, ancak bilmezler.
 

2 : 14
İnananlarla karşılaştıklarında “İnandık” derler, elebaşlarıyla başbaşa kaldıkları vakit, “Doğrusu biz sizinleyiz, ancak biz alay etmekteyiz” derler.
 

2 : 15
Asıl, Allah onları taşkınlıkları içinde bocalamaya bırakarak alaya alır.
 

2 : 16
İşte, onlar doğruluk yerine sapkınlığı satın aldılar, ne var ki, alışverişleri kâr getirmedi, çünkü doğru yolda değillerdi.
 

2 : 17
Onların durumu, ateş yakmak isteyenin durumu gibidir. Ateş onun çevresindekini aydınlattığı anda, Allah onların aydınlığını giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır; görmezler.
 

2 : 18
Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bu yüzden geri de dönemezler.
 

2 : 19
Yahut onlar, gökten boşanan, içinde gök gürlemesi, şimşek çakması ve karanlıklar bulunan sağanağa yakalanmış kimselere benzerler. Yıldırımlardan ölmek korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah inkarcıları kuşatmıştır.
 

2 : 20
Şimşek neredeyse gözlerini kapıverir, onları aydınlattıkça ışığında yürürler, üzerlerine karanlık basınca durakalırlar. Allah dileseydi işitmelerini ve görmelerini de giderirdi. Doğrusu, Allah'ın her şeye gücü yeter.
 

2 : 21
Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize tapınız. Böylece saygılı olursunuz.
 

2 : 22
Yeryüzünü size döşek ve göğü bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak ürünler yetiştiren O'dur. Artık bile bile Allaha ortaklar koşmayın.
 

2 : 23
Kulumuz5ndirdiğimizden şüphede iseniz, siz de onun bölümlerine benzer bir bölüm getirin. Doğru sözlü iseniz Allah'tan başka yardımcılarınızı da çağırın.
 

2 : 24
Yapmadınızsa, ki yapmayacaksınız, o halde inkarcılar için hazırlanan, yakıtı insanlar ve taş olan ateşten sakının.
 

2 : 25
İnanıp da yararlı işler işleyenlere altlarından ırmakların aktığı cennetlerin olduğunu müjdele! Orada bir meyve rızık olarak kendilerine verildikçe, “Bu daha önce de rızıklandığımızdır” derler. Bu onlara benzer olarak sunulmuştur. Onlara orada arı, tertemiz eşler de vardır ve orada sürekli kalırlar.
 

2 : 26
Doğrusu, Allah bir sivrisineği ve ondan küçük olanı örnek vermekten çekinmez. Ancak, inananlar bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. İnkarcılar ise “Allah bunu örnek vermekle neyi anlatmak istedi” derler. O, bununla birçoğunun saptığını ortaya koyar ve bununla birçoğunun da doğru yolda olduğunu gösterir. Ancak, bununla sadece yoldan çıkmışların saptığını ortaya koyar.
 

2 : 27
Onlar, onaylanmasından sonra Allah'la olan antlaşmayı bozarlar, Allah'ın birleştirilmesini buyurduğu şeyi ayırırlar ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte, onlar kaybedecek olanlardır.
 

2 : 28
Cansız iken size can veren, sonra öldürüp sonra diriltecek olan, sonra kendisine döndürüleceğiniz Allah'ı nasıl inkar edersiniz?
 

2 : 29
Yerde olanların hepsini sizin için yaratan O'dur. Sonra göğe yönelip onları yedi gök olarak düzenlemiştir. Ve O her şeyi bilir.
 

2 : 30
Hani, Rabbin meleklere “Doğrusu, Ben yeryüzünde bir yönetici atayacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kanlar akıtacak bir kimseyi mi yaratacaksın? Oysa, biz Seni överek yüceltiyor ve Seni kutluyoruz” dediler. Doğrusu “Bilmediklerinizi ancak Ben bilirim” dedi.
 

2 : 31
Ve Ademe ad vermeyi öğretti, sonra onları meleklere gösterdi. “Eğer doğru sözlü iseniz, şunların adlarını Bana söyleyin” dedi.
 

2 : 32
“Sen yücesin! Öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur. Doğrusu, Bilen Şensin, Bilge Şensin” dediler.
 

2 : 33
“Ey Adem! Onlara, onların adlarını söyle” dedi. Onların adlarını onlara bildirince, “Doğrusu, Ben göklerin ve yerin görünmeyenini bilirim, ayrıca sizin açıkladığınız ve gizlemekte olduğunuzu da bilirim, size dememiş miydim?” dedi.
 

2 : 34
Hani meleklere “Ademe boyun eğin” demiştik. İblisin dışında hepsi saygı gösterirken, o dikleşti, büyüklük tasladı ve inkarcılardan oldu.
 

2 : 35
“Ey Adem! Eşin ve sen cennete yerleş ve orada olanlardan istediğiniz yerde bol bol yiyin, şu ağaca yaklaşmayın, yoksa haksızlık edenlerden olursunuz” dedik.
 

2 : 36
Şeytan ikisinin ayağını da oradan kaydırdı ve onları bulundukları yerden çıkardı. Biz de “Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde sizin için yerleşecek bir yer ve bir süreye kadar gönenç vardır” dedik.
 

2 : 37
Ardından, Adem Rabbinden bir takım öğütler aldı ve bunun üzerine Allah tövbesini kabul etti. Doğrusu, O tövbeleri pek kabul edendir, acıyandır.
 

2 : 38
“Oradan hepiniz inin! Eğer, Benden size bir yol gösteren gelirse, artık Benim rehberime uyanlara korku olmayacak ve onlar üzülmeyeceklerdir” dedik.
 

2 : 39
İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar. İşte, onlar ateşliklerdir, orada temelli kalacaklardır.
 

2 : 40
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi anın, andımı yerine getirin, Ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız Benden çekinin.
 

2 : 41
Sizde olanı onaylayarak indirdiğime inanın, onu ilk inkar edenler siz olmayın! Ayetlerimi az bir değere satmayın. Sadece Bana saygılı olun.
 

2 : 42
Gerçeği saçmalıkla örtmeyin ve bile bile gerçeği gizlemeyin.
 

2 : 43
Namazı kılın, zekatı verin ve Allah a boyun eğenlerle beraber boyun eğin.
 

2 : 44
Siz, kitabı okuyup dururken, kendinizi unutarak, insanlara iyilik yapmalarını mı emrediyorsunuz? Düşünmüyor musunuz?
 

2 : 45
(45-46) Direnç göstererek ve yakararak yardım isteyin. Doğrusu, yakarma Rablerine kavuşacaklarını ve Ona döneceklerini uman içten saygılı olanlardan başkasına ağır gelir.
 

2 : 46
(45-46) Direnç göstererek ve yakararak yardım isteyin. Doğrusu, yakarma Rablerine kavuşacaklarını ve Ona döneceklerini uman içten saygılı olanlardan başkasına ağır gelir.
 

2 : 47
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve doğrusu sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.
 

2 : 48
Kimsenin kimseye yararı olmayacağı, kimseden bir aracılık kabul edilmeyeceği, kimseden bedel alınmayacağı ve kimsenin yardımının görülmeyeceği günden sakının.
 

2 : 49
Hani! Size işkence eden, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı pek boğazlayan Firavunun adamlarından sizi kurtarmıştık. Onda, Rabbinizden size büyük bir sınama vardı.
 

2 : 50
Hani! Sizin için denizi yarıp sizi kurtarmış ve siz bakadururken Firavunun adamlarını batırmıştık.
 

2 : 51
Hani! Musa’ya kırk gece süre vermiştik. Sonra ardından haksızlık ederek buzağıyı benimsemiştiniz.
 

2 : 52
Sonra bunun ardından, şükredersiniz diye sizi bağışlamıştık.
 

2 : 53
Hani! Doğru yola girersiniz diye Musa ya ölçütü ve kitabı vermiştik.
 

2 : 54
Hani! Musa ulusuna “Ey ulusum! Buzağıyı benimsemekle kendinize kıydınız. O halde yaratanınıza tövbe edin ve kendinizi düzeltin. Bu, yaratanınız katında daha çok iyiliğinize olur ve tövbenizi kabul eder. Doğrusu, O, tövbeleri pek kabul edendir, acıyandır” demişti.
 

2 : 55
Hani! “Ey Musa! Allah’ı açıktan açığa görmedikçe, sana inanmayacağız” demiştiniz de, bakakalırken sizi yıldırım çarpmıştı.
 

2 : 56
Ve kendinizden geçtikten sonra, şükredersiniz diye sizi canlandırdık.
 

2 : 57
Bulutu üzerinize gölge yaptık, size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Verdiğimiz rızıkların hoş ve iyi olanlarından yiyin. Ve onlar Bize kıymadılar, ancak kendilerine kıyıyorlardı.
 

2 : 58
Hani! “Şu kente girin, orada olandan dilediğiniz gibi bol bol yiyin ve boyun eğerek kapıdan girin. Ve “Yükümlülüğümüzü indir” deyin; Biz de yanılgılarınızı bağışlayalım ve iyi davrananlara daha da artıracağız” demiştik.
 

2 : 59
Ancak, zulmedenler, kendilerine söylenmiş sözü başka sözle değiştirdiler. Biz de zulmedenlere, doğru yoldan çıkmalarından dolayı, gökten bir dert indirdik.
 

2 : 60
Hani! Musa milletine su aramıştı. “Asanla taşa vur” dedikondan on iki pınar fışkırdı. Herkes içeceği yeri öğrendi. Allah’ın rızkından yiyin, için, ancak, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.
 

2 : 61
Hani! “Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe dayanamayacağız. Bizim için Rabbine yalvar, bize yerin bitirdiğinden; sebze, hıyar, sarımsak, mercimek, soğan yetiştirsin” demiştiniz. “Daha üstün olanı daha düşük olanla mı değiştirmek istiyorsunuz? Bir şehre inin, doğrusu orada istediğiniz vardır” dedi. İşte, böylece onlara aşağılık ve miskinlik damgası vuruldu. Allah’ın öfkesine de uğradılar. Doğrusu, bu onların Allah’ın ilkelerini inkar etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri idi; bu ise, karşı gelmelerinden ve düşmanlık yapmalarındandı.
 

2 : 62
Doğrusu, inananlar, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allaha ve sonraki güne inanıp yararlı iş işleyenin ödülleri Rablerinin katindadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.
 

2 : 63
Hani! Sizden sağlam söz almıştık ve üstünüze Dağ'ı yükseltmiştik. “Size verdiğimiz sözü sıkı tutun ve onda olanı anımsayın. Umulur ki saygılı olursunuz” demiştik.
 

2 : 64
Ancak, bundan sonra yüz çevirdiniz. Eğer Allah'ın size bolluğu ve acıması bulunmasaydı, doğrusu kaybedenlerden olurdunuz.
 

2 : 65
Şüphesiz, Cumartesinde içinizden aşırı gidenleri biliyorsunuzdur. Onlara “Aşağılık maymunlar gibi olun” dedik.
 

2 : 66
Bunu, kendilerine ve sonradan geleceklere bir ceza örneği ve Allah a saygılı olanlara bir öğüt olsun diye yaptık.
 

2 : 67
Hani! Musa ulusuna “Doğrusu, Allah size bir düve boğazlamanızı buyuruyor” demişti. “Bizimle eğleniyor musun?” dediler. “Densizlerden olmaktan Allaha sığınırım” dedi.
 

2 : 68
Onlar “Rabbine, bizim için yalvar, onun ne olduğunu bize açıklasın” dediler. “Doğrusu O, onun kart ve körpe olmayıp ikisi arası bir düve olduğunu söylüyor. Size buyurulmuş olanı hemen yapın” dedi.
 

2 : 69
Onlar “Rabbine bizim için yalvar da bize onun rengini bildirsin” dediler. “Doğrusu onun, bakanların gönlünü açan parlak sarı renkli bir düve olduğunu söylüyor” dedi.
 

2 : 70
Onlar “Rabbine, bizim için sor da ne olduğunu bize anlatsın. Doğrusu, düveler bizce birbirine benzemektedir. Allah dilerse, biz şüphesiz doğruyu bulacağız” dediler.
 

2 : 71
“Doğrusu, Allah, onun boyunduruk altına alınıp arazi sürmemiş ve ekin sulamamış, kusursuz, alacası da olmayan bir düve olduğunu söylüyor” dedi. Onlar “Şimdi gerçeği söyledin” deyip hemen onu boğazladılar. Az kalsın da yapmayacaklardı.
 

2 : 72
Hani ya! Siz bir kimseyi öldürmüştünüz de o konuda atışmıştınız. Oysa, gizlemekte olduğunuzu Allah ortaya çıkaracaktı.
 

2 : 73
“Bunun için öldürülen kişiye karşılık katilini öldürün” dedik. Allah, ölüleri böylece diriltir. Size ilkelerini gösteriyor. Aklınızı kullanacağınız umulur.
 

2 : 74
Ve bundan sonra yine de kalpleriniz taş gibi, daha da kaskatı kesildi. Doğrusu, taşlar arasında kendisinden ırmaklar fışkıran vardır, doğrusu yarılıp içinden su çıkan vardır, doğrusu, Allah korkusundan yuvarlanan vardır. Allah yaptıklarınızı bilmez değildir.
 

2 : 75
Bunların, size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Ve onlardan birtakım insanlar Allah’ın sözünü dinlerdi. Ona akılları yattıktan sonra da onu bile bile çarpıtırlardı.
 

2 : 76
İnananlarla karşılaştıkları zaman “inandık” derler ve birbirleri ile yalnız kaldıklarında ise “Rabbinizin katında size karşı delil getirsinler, diye mi Allah’ın size bildirdiğini onlara anlatıyorsunuz? Buna aklınız ermiyor mu?” derlerdi.
 

2 : 77
Bunlar, gizlediklerini ve açığa vurduklarını Allah’ın bildiğini bilmiyorlar mı?
 

2 : 78
Onların bir kısmı; okuması yazması olmayan, kuruntuların dışında kitap bilmeyen kimselerdir, onlar sadece sanıp durmaktadırlar.
 

2 : 79
Elleriyle kitabı yazıp sonra onu az bir değere satmak için “Bu Allah katındandır” diyenlerin vay haline! Ellerinin yazdıklarından dolayı vay hallerine! Yazık kazandıklarına!
 

2 : 80
“Birkaç sayılı günün dışında ateş bize değmeyecektir” derler. De ki: “Allah katından bir söz mü aldınız? Eğer öyle ise, Allah sözünden caymaz; ya da Allah’a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?”
 

2 : 81
Evet! Her kim suçu kendisini kuşatacak kadar kötülük işlerse, işte bunlar ateşliklerdir. Onlar orada temellidirler.
 

2 : 82
İnanmış ve yararlı işler işleyenler, işte onlar da cennetliklerdir. Onlar da orada temellidirler.
 

2 : 83
Hani! İsrailoğullarından Allah’tan başkasına tapmayacaklarına; anaya, babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere iyilik edeceklerine; insanlara güzel söz söyleyeceklerine; namaz kılacaklarına; zekatı vereceklerine dair sağlam söz almıştık. Sonra, pek azınız dışında, geri döndünüz. Sizler hâlâ da yüz çevirmektesiniz.
 

2 : 84
Hani! Birbirinizin kanını dökmeyeceğinize ve birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayacağınıza dair sizden sağlam söz almıştık. Sonra siz tanıklık ederek bunu onayladınız.
 

2 : 85
Sonra, işte sizler, kendilerinizi öldürüyor, aranızdan bir bölük kimseyi yurtlarından ediyor, onlara karşı günah işleyerek, düşmanlık yaparak yardımlaşıyordunuz. Onları yurtlarından çıkarmak size haramken, esir olarak size geldiklerinde kurtulmalıklarını vermeye kalkışırdınız. Yoksa, kitabın bir kısmına inanıyor ve bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Aranızda böyle yapanların cezası, şimdiki yaşamda ancak rezil olmaktır. Diriliş gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
 

2 : 86
İşte onlar, sonrakinin karşılığında şimdiki yaşamı satın alan kimselerdir. Bunun için onlardan azap indirimi yapılmaz ve onlar yardım da görmezler.
 

2 : 87
Andolsun, Musa ya kitabı Biz verdik ve sonra ardı ardına peygamberler gönderdik. Meryemoğlu İsa ya açık belgeler verdik ve onu kutsal ruhla destekledik. Ama, her ne zaman bir peygamber size hoşlanmadığınız bir şey getirdiğinde, büyüklük taslamadınız mı? Kimini yalanlayıp kimini öldürüyordunuz.
 

2 : 88
“Gönüllerimiz kınlıdır” dediler, hayır, inkarlarından dolayı Allah onları lanetlemiştir. Onların pek azı inanıyor.
 

2 : 89
Daha önceleri, inkarcılara karşı açık başarı kazanmayı isteyip dururlarken, onlara, Allah katından kendilerinde olanı doğrulayan kitap gelince, böylece bildikleri kendilerine geldikten sonra onu inkar ettiler. Artık, Allah’ın laneti inkar edenlere olsun!
 

2 : 90
Allah’ın kulları içinden dilediğine bol lütfundan indirmesini çok görerek Allah’ın indirmiş olduğunu inkar etmek karşılığında kendilerini ne kötü bir şekilde sattılar! Ve bu yüzden öfkeden öfkeye uğradılar. Artık inkar edenlere aşağılayıcı bir azap vardır.
 

2 : 91
Onlara “Allah’ın indirdiğine inanın” denilince, “Bize indirilene inanırız” derler ve başkasını inkar ederler. Oysa, o kendilerinde olanı doğrulayan gerçeğin kendisidir. “İnanıyorsanız, daha önce Allah’ın peygamberlerini niye öldürüyordunuz?” de.
 

2 : 92
Andolsun, Musa açık belgeler getirdi. Sonra onun ardından buzağıyı tanrı edindiniz. Sizler zalimsiniz.
 

2 : 93
Hani, sizden sağlam söz almıştık ve Dağ’ı üzerinize yükseltmiştik “Size verdiğimizi sıkıca tutun ve dinleyin” dedik. “Dinledik ve karşı geldik” dediler. İnkarları yüzünden buzağı sevgisi gönüllerine işledi. De ki, “Eğer inanıyorsanız? İnancınız size ne kötü şey buyuruyor.”
 

2 : 94
De ki: "Eğer, Allah katındaki son yurt başka insanlara değil de yalnız size özel ise ve doğru iseniz, o halde ölümü dilesenize!”
 

2 : 95
Önceden işlediklerinden ötürü, bunu dilemeyecekler. Allah zalimleri bilir.
 

2 : 96
Andolsun, onları yaşamaya Allaha ortak koşanlardan da en düşkün bulursun. Her biri keşke binlerce yıl yaşatılsa ister. Oysa, uzun ömürlü olması onu azaptan uzaklaştırmaz. Allah onların yaptıklarını görmektedir.
 

2 : 97
De ki: "Cibril'e düşman olan kimdir? Doğrusu, o inananlara yol gösterici ve müjdeci, kendinden öncekini doğrulayıcı olarak senin gönlüne Allah'ın bilgisi ile indirilmiştir.
 

2 : 98
Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cibril'e ve Mikail'e kim düşman ise, doğrusu, Allah da inkarcıların düşmanıdır.”
 

2 : 99
Andolsun, sana apaçık ilkeler indirdik. Onları ancak yoldan çıkmış olanlar inkar eder.
 

2 : 100
Onlar, her ne zaman bir antlaşma yapmışlarsa, içlerinden bir bölük onu bir kenara atmamış mıdır? Hayır! Onların çoğu inanmaz.
 

2 : 101
Ellerinde olanı doğrulayan bir elçi Allah katından kendilerine gelince, kitap verilenlerden bir bölük, bilmiyorlarmış gibi, Allah'ın kitabını arkalarına attılar.
 

2 : 102
Onlar, Süleyman ın hükümdarlığı konusunda ayartıcıların söylediklerine uydular. Süleyman inkar etmedi. Ancak, insanlara büyücülüğü öğreten ayartıcılar inkar ettiler. Ve Bahirde iki melek denen Hârut ve Mâruta da bir şey indirilmemişti. Bu ikisi ise, “Biz yalnız denemek içiniz, sakın inanmayanlardan olma” demedikçe, kimseye bir şey öğretmezlerdi. Ama insanlar bu ikisinden yine de karı koca arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Ne var ki, Allah yol vermedikçe onunla kimseye zarar veremezlerdi. İnsanlar kendilerine zararı dokunacak ve yarar sağlamayacak şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun ki, onu satın alanın gelecektekinde bir hissesi olmadığını biliyorlardı. Keşke karşılığında kendilerini sattıkları şeyin ne kadar kötü olduğunu bir bilselerdi.
 

2 : 103
Eğer, inansalar ve saygılı olsalar, Allah katından alacakları ödül daha iyi olurdu. Keşke bilselerdi!
 

2 : 104
Ey inananlar! “Bizi güt” demeyin, “Bize kulak tut!” deyin ve dinleyin. İnkarcılara acıtıcı bir azap vardır.
 

2 : 105
Ne kitaplılardan olan inkarcılar, ne de ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Allah rahmetini dileyene özgü kılar. Ve Allah yüce bolluk sahibidir.
 

2 : 106
Biz, sildiğimiz veya unutturduğumuz herhangi bir sözün daha iyisini veya benzerini getiririz. Allah'ın her şeye gücü yettiğini bilmez misin?
 

2 : 107
Göklerin ve yerin egemenliğinin Allaha ait olduğunu bilmez misin? Allah'tan başka dostunuz da yardımcınız da yoktur.
 

2 : 108
Yoksa, daha önce Musa'nın sorguya çekilmesi gibi, siz de elçinizi sorguya mı çekmek istiyorsunuz? İnanmayı inkârla değiştiren, kuşkusuz, düz yoldan sapmış olur.
 

2 : 109
Kitaplıların çoğu, gerçek kendilerine açıkça belli olduktan sonra, içlerindeki kıskançlıktan ötürü, sizi inanmanızdan sonra keşke inkârcılığa döndürseler, isterler. Ancak, Allah buyruğunu verene kadar affedin ve aldırmayın! Doğrusu, Allah’ın gücü her şeye yeter.
 

2 : 110
Namazı kılın, zekatı verin! Kendiliğinizden sunacağınız her türlü iyiliği Allah katında bulacaksınız. Doğrusu, Allah yaptıklarınızı görmektedir.
 

2 : 111
“Yahudi veya Hıristiyan olmayan kimse cennete girmeyecek" dediler. Bu, onların kuruntularıdır. De ki: “Doğru iseniz, kesin kanıtınızı getirin.”
 

2 : 112
Evet! İyi davranarak kendini Allah'a verenin ödülü Rabbinin katindadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.
 

2 : 113
Yahudiler, “Hıristiyanlar hiçbir şey üzere değildir” dediler. Hıristiyanlar da "Yahudiler hiçbir şey üzere değildir” dediler, oysa hepsi de kitap okuyor. Bilmeyenler de tıpkı onların dediği gibi derler. Allah, anlaşamayıp durdukları şeylerde diriliş günü aralarında hüküm verecektir.
 

2 : 114
Allah'ın mescitlerinde O'nun adının anılmasını engelleyen ve oraların yıkılmasına uğraşan kimseden daha zalim kim olabilir? Onların oralara ancak korkarak girmeleri uygun düşer. Dünyada alçaklık onlaradır, gelecektekinde büyük azap da onlaradır.
 

2 : 115
Doğu da batı da Allah'ındır. Nereye dönerseniz Allah o yöndedir. Doğrusu, Allah kuşatandır, bilendir.
 

2 : 116
Onlar, “Allah oğul edindi” dediler. Haşa! Hayır! Göklerde ve yerde olanlar O'nundur; hepsi O'na boyun eğer.
 

2 : 117
Gökleri ve yeri örneksiz var eden O'dur. O, bir işin olmasına hükmedince ona ancak “ol!” der, hemen olur.
 

2 : 118
Bilmeyenler “Allah bizimle konuşmalı veya bize de bir belge gelmeli değil mi?” derler. Bunlardan öncekiler de bunların dediği gibi demişlerdi; gönülleri benzeşti. Oysa, kesinkes bilen ulusa belgeleri açıklamışızdır.
 

2 : 119
Doğrusu, Biz seni gerçekten müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Alevli ateşliklerden olanlardan sorumlu değilsin.
 

2 : 120
Yahudiler de Hıristiyanlar da, dinlerine uymadıkça senden hoşnut olmazlar. De ki: Doğrusu, Allah'ın yolu doğru olan yoldur. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyarsan, Allah'tan yana ne bir dostun, ne de bir yardımcın olur.
 

2 : 121
Kendilerine verdiğimiz kitabı gereği gibi okuyanlar, işte, onlar ona inanırlar. Kim onu inkâr ederse, işte kaybedenler onlardır.
 

2 : 122
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi âlemlere üstün kılmış olduğumu hatırlayın.
 

2 : 123
Kimsenin kimseye bir yararı dokunmayacağı, kimseden bedel alınmayacağı, kimseye şefaatin yarar sağlamayacağı ve bunların yardım görmeyecekleri günden korunun.
 

2 : 124
Hani, Rabbi İbrahim'i birtakım sözcüklerle denedi, o da onları yerine getirdi. “Doğrusu, seni insanlara önder kılacağım” dedi. O, “Soyumdan da” deyince, doğrusu, antlaşmam zalimleri içermez” buyurdu.
 

2 : 125
Hani, Evi insanlar için toplanma ve güven yeri kılmıştık. “İbrahim'in durağını yakarma yeri yapın.” Evimi dolananlar, dizginleşenler, öne eğilenler ve secdeye kapananlar için temiz tutun, diye İbrahim ve İsmail'e ant verdik.
 

2 : 126
Hani, İbrahim “Rabbim! Burasını güvenilen bir yer kıl, halkından Allah'a ve sonraki güne inananları ürünlerle besle” demişti. O, “İnkâr edenin de az bir süre geçimini sağlarım, sonra da onu ateşin azabına uğratırım. Varılacak yer ne kötüdür!” dedi.
 

2 : 127
Hani, İbrahim ve İsmail Evin temellerini yükseltirken: “Rabbimiz! Bizden kabul buyur, doğrusu sen, hem işitensin, hem bilensin.
 

2 : 128
Rabbimiz! İkimizi Sana içtenlikle bağlananlardan eyle, soyumuzdan da Sana içtenlikle bağlanan bir millet yap. Bize tapınmamızın biçimini göster, tövbemizi kabul eyle! Doğrusu, tövbeleri çokça kabul eden, acıyan ancak Şensin.
 

2 : 129
Rabbimiz! İçlerinden kendilerine, senin belgelerini okuyacak, kitabı ve bilgeliği öğretecek ve onları arıtacak bir elçi gönder. Doğrusu yüce ve bilge olan ancak Şensin.”
 

2 : 130
Kendini aşağılaştırandan başka kim İbrahim’in dininden yüz çevirebilir? Andolsun ki, dünyada onu seçtik, doğrusu, o gelecektekinde de yararlı iş işleyenlerin arasındadır.
 

2 : 131
Hani, Rabbi ona “İçtenlikle doğruya bağlan” buyurduğunda o da “Âlemlerin Eğitenine içtenlikle bağlandım” demişti.
 

2 : 132
İbrahim bunu kendi oğullarına da öğütledi. Ve Yakup da “Oğullarım! Doğrusu, size dini Allah seçti. Siz de ancak içtenlikle bağlanmış olarak can verin” dedi.
 

2 : 133
Yoksa, Yakup can çekişirken siz yanında mı idiniz? Oğullarına “Benden sonra kime tapacaksınız?” diye sormuştu. Onlar da “Senin Tanrına; ataların İbrahim, İsmail, İshak’m Tanrısı olan Tek Tanrıya tapacağız ve biz O’na içtenlikle bağlanmışız” demişlerdi.
 

2 : 134
İşte, onlar gelip geçmiş bir millettir. Onların kazandıkları kendilerine ve sizin kazandıklarınız da sizedir. Onların yapmış olduklarından sorumlu tutulmazsınız.
 

2 : 135
Yahudi ya da Hıristiyan olun, doğru yolda olursunuz, derler. “Hayır! Doğruya yönelen ve Allah’a ortak koşanlardan olmayan İbrahim’in dininden oluruz” de.
 

2 : 136
“Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a ve oymaklara indirilene, Musa’ya ve İsa’ya verilene, Rableri tarafından peygamberlere verilenlere inandık. Onları birbirinden ayırmayız. Biz O’na içtenlikle bağlanmışızdır” deyiniz.
 

2 : 137
Eğer sizin inanmış olduğunuza aynen inanmış olsalar, şüphesiz doğru yolda olurlar; yüz çevirirlerse anlaşmazlığa düşerler. Onlara karşı Allah sana yetecektir. O, hem işitir, hem bilir.
 

2 : 138
Allah’ın rengine uy! Rengi Allah’ınkinden daha güzel olan var mıdır? Biz O’na tapıyoruz.
 

2 : 139
“Bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz olan Allah hakkında bizimle mi tartışıyorsunuz? Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size aittir. Biz, O’na özden bağlıyız” deyiniz.
 

2 : 140
Ya da İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve oymakların, Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylemek istiyorsunuz? “O halde siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı?” de. Allah’ın kendisine verdiği bir bilgiyi gizleyenden daha kıyıcı kim vardır? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
 

2 : 141
İşte, onlar gelip geçmiş bir millettir. Onların kazandıkları kendilerine ve sizin kazandıklarınız kendinizedir. Siz, onların yapmış olduklarından sorumlu tutulmazsınız.
 

2 : 142
İnsanların uçarıları “Yönelip durdukları yönden kendilerini çeviren nedir” diyeceklerdir. De ki: “Doğu da batı da Allah’ındır. O, dileyene doğru yol gösterir.”
 

2 : 143
Böylece sizi, insanlara örnek olmanız için ortada bir millet kıldık. Elçi de size örnektir. Elçiye uyanları topukları üzerinde döneceklerden ayırt etmek için, bulunmuş olduğun yeri yönelim yeri yaptık. O, Allah’ın yol gösterdiği kimselerden başkasına ağır geldi. Allah, inancınızı boşa çıkaracak değildir. Doğrusu, Allah insanlara şefkatlidir, acıyandır.
 

2 : 144
Doğrusu, yüzünün göğe doğru dönüp durduğunu görüyoruz. Seni hoşlanacağın yöne şüphesiz çevireceğiz. öyleyse yüzünü Saygın Mescid’e doğru çevir. Bulunduğunuz yerde yüzlerinizi onun yönüne çevirin. Doğrusu, kendilerine kitap verilenler, onun Rablerinden olan bir gerçek olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.
 

2 : 145
Kitap verilenlere her türlü delili getirmiş olsan, yine de senin yönüne uymazlar. Sen de onların yönüne uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin yönüne de uymazlar. Andolsun ki, eğer sana gelen bilimden sonra, onların arzularına uyarsan, şüphesiz, o zaman haksızlık edenlerden olursun.
 

2 : 146
Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Doğrusu, onların bir takımı gerçeği bile bile gizlemektedir.
 

2 : 147
Gerçek Rabbindendir. Sakın kuşkulanan kimselerden olma.
 

2 : 148
Her birinin yöneldiği bir yön vardır. Ancak, siz iyi işlerde yarışın. Nerede olursanız olun, Allah hepinizi bir araya getirir. Doğrusu Allah'ın gücü her şeye yeter.
 

2 : 149
Ve nereden yola çıkarsan, yüzünü Saygın Mescide doğru çevir. Doğrusu, Rabbinden olan gerçek budur. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
 

2 : 150
Ve nereden yola çıkarsan, yüzünü Saygın Mescide doğru çevir. İnsanların size karşı bir delili olmaması için, nerede olursanız, yüzünüzü oraya doğru çevirin. Ancak onların haksızlık edenlerine gelince, bilinçli olarak onlardan çekinmeyin, benden çekinin. Ben de size olan nimetimi tamamlayayım. Ve böylece doğru yolda olursunuz.
 

2 : 151
Nitekim, size ilkelerimizi okuyan, sizi arıtan, size Kitabı ve bilgeliği öğreten, size bilmediklerinizi de öğreten, içinizden bir elçi gönderdik.
 

2 : 152
Artık, Beni anın! Ben de sizi anayım. Bana şükredin, Bana nankörlük etmeyin.
 

2 : 153
Ey inananlar! Dirençle ve yalvararak yardım dileyin. Doğrusu, Allah direnç gösterenlerden yanadır.
 

2 : 154
Allah yolunda öldürülenlere “Ölüdürler” demeyiniz. Aslında onlar diridirler, fakat siz sezemezsiniz.
 

2 : 155
Andolsun ki, sizi, biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksilterek deneyeceğiz. Katlananlara müjde ver.
 

2 : 156
Başlarına bir musibet geldiği zaman “Doğrusu, biz Allaha aitiz ve elbette Ona döneceğiz” derler.
 

2 : 157
İşte onlara, Rablerinden nimetler ve acıma vardır. İşte, onlar doğru yoldadırlar.
 

2 : 158
Doğrusu, Safa ile Merve Allah'ın işaretli yerleridir. Kim Evi hacceder veya umre yaparsa, her ikisini de tavaf etmesinde bir günah yoktur. Kim gönülden iyilik yaparsa, doğrusu, Allah bilir, karşılığını verir.
 

2 : 159
Doğrusu, indirdiğimiz açık belgeleri ve doğru yol göstergesini kitapta insanlara açıkladıktan sonra, onları gizleyenlere hem Allah lanet eder, hem lanet edebilecekler lanet eder.
 

2 : 160
Ancak, tövbe edenlere, düzeltenlere ve açık açık anlatanlara gelince, işte onların tövbesini kabul ederim. Tövbeleri kabul eden ve acıyan Benim.
 

2 : 161
Doğrusu, inkâr edenler ve inkarcı olarak ölenler, işte, Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların laneti onlaradır.
 

2 : 162
Onda ebedidirler. Onlardan azap eksiltilmez ve geciktirilmezler de.
 

2 : 163
Tanrınız tek bir tanrıdır. Ondan başka Tanrı yoktur, Acıyan ve Acıyıcı olan O'dur.
 

2 : 164
Doğrusu, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün gidip gelmesinde, insanlara yarar sağlayan şeyleri denizde taşıyan gemilerde, Allah'ın gökten indirip, ölümünden sonra yeri kendisiyle dirilttiği suda ve orada yaydığı her türlü canlıda, rüzgarları ve gök ile yer arasında boyun eğdirilen bulutları yönetmesinde, aklını kullanan ulusa belgeler vardır.
 

2 : 165
İnsanlar içinde, Allah'a ortak koşanlar, Allah'ı sever gibi onları sevenler vardır. İnananlar ise en çok Allah'ı severler. Zalimler, azabı gördüklerinde, bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının çetin olacağını keşke anlasalardı.
 

2 : 166
Nitekim, kendilerine uyulanlar, uyanlara sahip çıkmayacaklar ve azabı gördüklerinde de aralarındaki bağlar kopacaktır.
 

2 : 167
Uymuş olanlar, “Keşke, bize dünyaya bir dönüş olsa da bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsak” derler. Böylece Allah onlara, üzüntülerini çekecekleri işlerini gösterir. Ancak, ateşten çıkamayacaklardır.
 

2 : 168
Ey insanlar! Yeryüzündeki helal hoş şeylerden yiyin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Doğrusu, o sizlere apaçık bir düşmandır.
 

2 : 169
Ancak o, size kötülüğü, hayasızlığı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi buyurur.
 

2 : 170
Onlara “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiği zaman, “Hayır! Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” derler. Ya ataları bir şey düşünemeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler de mi?
 

2 : 171
İnkâr edenler, haykırılmayı sadece çağırma ve bağırma olarak duyan sürü gibidirler. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı düşünemezler.
 

2 : 172
Ey inananlar! Size verdiğimiz rızıkların hoş olanlarından yiyin. Eğer, Allaha tapıyorsanız, Ona şükredin.
 

2 : 173
Ancak, Allah size, ölü hayvanı, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası için kesileni haram kılmıştır. Ancak, darda kalana, istekli olmamakla, aşırı gitmemekle bir günah yoktur. Doğrusu, Allah bağışlayandır, acıyandır.
 

2 : 174
Doğrusu, Allah’ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip onunla az değerde bir şey satın alanlara gelince, işte onların yedikleri karınlarında ancak ateş olur. Diriliş günü Allah onlarla konuşmaz ve onları temize de çıkarmaz. Acıtıcı azap da onlaradır.
 

2 : 175
İşte bunlar, doğruluk yerine sapıklığı ve bağışlanma yerine azap olunmayı satın alanlardır. Ateşe ne kadar da dayanıklıdırlar!
 

2 : 176
Bu, Allah’ın kitabı gerçek olarak indirmesidir. Doğrusu, kitapta anlaşmazlığa düşenler, kuşkusuz, derin bir ayrılık içindedirler.
 

2 : 177
İyilik yüzlerinizi doğudan ve batıdan yana çevirmeniz değildir. Ancak, iyi olan, Allaha, sonraki güne, meleklere, kitaba ve peygamberlere inanan; ve malı yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışlara, isteyenlere ve özgürleştirmede severek veren; namaz kılan, zekat verendir; ve anlaşma yaptıklarında anlaşmalarını yerine getirenler; zorlukta, darlıkta ve sıkıntı anında dayanıklı olanlardır. İşte, bunlar doğru olanlardır ve işte saygılı olanlar da bunlardır.
 

2 : 178
Ey inananlar! Öldürülenler hakkında öldüreni öldürme size yazıldı; hür ise hür, köle ise köle, kadın ise kadın. Ancak, kardeşi tarafından bağışlanırsa uygun olana uyulmalı ve ona güzelce ödeme yapılmalıdır. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve acımadır. Bundan sonra kim gereğini aşarsa ona acıtıcı bir azap vardır.
 

2 : 179
Ey öz akıl sahipleri! Öldüreni öldürmede size hayat vardır. Umulur ki saygılı olursunuz.
 

2 : 180
Sizden birine ölüm geldiği zaman, eğer bir servet bırakıyorsa, ana babaya, en yakınlara uygun bir tarzda vasiyet etmesi, saygılı olan sizlere gerçek olarak yazıldı.
 

2 : 181
Bunu işittikten sonra değiştiren olursa, onun günahı onu değiştirenleredir. Doğrusu, Allah işitendir, bilendir.
 

2 : 182
Vasiyet edenin haksızlık yapacağından veya günaha gireceğinden kim endişe eder ve aralarını bulursa, ona günah yoktur. Doğrusu, Allah bağışlayandır, acıyandır.
 

2 : 183
(183-184) Ey inananlar! Sizden öncekilere oruç yazıldığı gibi, saygılı olmanız için size de sayılı günlerde yazıldı. Sizden hasta olan veya yolculukta bulunan kimse, sayısınca diğer günlerde; ve tutmakta zorlananların, bir yoksulu doyurmalık fidye vermeleri gerekir. Kim daha çok gönülden iyilik yaparsa, o, kendisi için daha iyi olur. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha iyidir.
 

2 : 184
(183-184) Ey inananlar! Sizden öncekilere oruç yazıldığı gibi, saygılı olmanız için size de sayılı günlerde yazıldı. Sizden hasta olan veya yolculukta bulunan kimse, sayısınca diğer günlerde; ve tutmakta zorlananların, bir yoksulu doyurmalık fidye vermeleri gerekir. Kim daha çok gönülden iyilik yaparsa, o, kendisi için daha iyi olur. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha iyidir.
 

2 : 185
Sizden herhangi biriniz, Kuranın insanlara doğru yol gösteren, ölçüt ve doğru yolun belgeleri olarak indirildiği Ramazan ayına girerse, o ayda oruç tutsun. Hasta olan veya yolculukta bulunan kimse, sayısınca diğer günlerde. Allah size kolaylık ister, size zorluk istemez ve sayıyı tamamlamalısınız. Size doğru yol göstermesinden dolayı Allah'ı ulu tutmalısınız. Böylece de şükredersiniz.
 

2 : 186
Kullarım Beni sana sorarlarsa, doğrusu, Ben yakınım. Ben, yakaranın yakarmasındaki çağrısına cevap veririm. Öyle ise Benim çağrıma uysunlar, Bana inansınlar; böylece doğru yolu bulurlar.
 

2 : 187
Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar sizin giysinizdir, siz de onların giysisinizdir. Allah, kendinizi aldatmakta olabileceğinizi bildiği için sizi bağışladı. Artık şimdiden sonra kadınlarınıza yaklaşabilirsiniz. Allah sizin için ne yazdıysa onu dileyin. Tan yerinde beyaz çizgi siyah çizgiden sizce ayırt edilene kadar yiyin, için. Sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescitlere kapandığınız zaman kadınlarınıza yaklaşmayınız. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır, onlara yanaşmayın. Allah, saygılı olsunlar diye insanlara yasalarını böylece apaçık bildirir.
 

2 : 188
İnsanların mallarının bir bölümünü yemek için, günah olduğunu bile bile mallarınızı yetkililere salarak, aranızda haksızca yemeyin.
 

2 : 189
Sana hilal halindeki ayları sorarlar. De ki: “Onlar, insanların ve haccın vakitleridir.” Evlere arkalarından girmeniz iyi değildir. Ancak, iyi kimse saygılı olan kimsedir. Evlere kapılarından girin! Allaha saygılı olun ki, başarıya ulaşasınız.
 

2 : 190
Sizinle savaşa kalkışanlarla Allah için savaşın, ancak düşmanlık etmeyin. Doğrusu, Allah düşmanlık edenleri sevmez.
 

2 : 191
Onları bulduğunuz yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Karışıklık çıkarmak öldürmekten daha kötüdür. Saygın Mescidin yanında sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Eğer sizinle savaşırlarsa onları öldürün. Nankörlük edenlerin cezası böyledir.
 

2 : 192
Eğer vazgeçerlerse, doğrusu, Allah bağışlayandır, acıyandır.
 

2 : 193
Kargaşalık kalmayana ve sorgulama Allah için olana kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, kıyıcılık edenlerden başkasına düşmanlık etmeyin.
 

2 : 194
Saygın ay saygın aya karşılıktır. Saygınlıklar karşılıklıdır. Kim size saldırırsa, siz de, size saldırdığı kadar ona saldırın. Allaha saygılı olun. Allah'ın saygılı olanlardan yana olduğunu bilin.
 

2 : 195
Allah yolunda harcamada bulunun. Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İyi davranın, doğrusu Allah iyi davrananları sever.
 

2 : 196
Allah için haccı ve umreyi tamamlayın. Eğer alıkonursanız, kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Kurban yerine ulaşıncaya kadar başlarınızı traş etmeyin. Sizden biri hasta olur veya başında bir rahatsızlık bulunursa, o, fidye olarak ya oruç tutar, ya sadaka verir veya kurban keser. Güvende olduğunuz zaman, hacca kadar umreden gönenen kimse, kolayına gelen bir kurban keser. Bulamayan, hacda üç gün ve döndüğünüzde yedi gün ki, hepsi tam on gün eder, oruç tutar. Bu, Mescid-i Haram'da oturmayan kimseleredir. Allah a saygılı olun ve Allah'ın cezalandırmasının çetin olduğunu bilin.
 

2 : 197
Hac, bilinen aylarda olur. Kim bu aylarda hac yapmayı kararlaştırırsa, hacda kadına yaklaşma, sövüşme ve tartışma yoktur. Yaptığınız herhangi bir iyiliği Allah bilir. Kendinize azık edinin. Ama azığın en iyisi saygınlıktır. Ey öz akıl sahipleri! Bana saygılı olun.
 

2 : 198
Rabbinizden bol bol istemenizde size bir günah yoktur. Arafat’tan sökün ettiğiniz zaman, Allah’ı Meş’arı Haram’da anın. O’nu, size öğrettiği biçimde anın. Ve siz önceleri yoldan çıkmışlardan idiniz.
 

2 : 199
Sonra, insanların akın ettiği yerden siz de akın edin. Allah’tan bağışlanma dileyin. Doğrusu, Allah bağışlar, acır.
 

2 : 200
Hac ibadetlerinizi bitirdiğinizde, babalarınızı andığınız gibi ya da daha kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. İnsanlardan “Rabbimiz! Bize dünyada ver” diyen vardır. Öylesine gelecektekinde bir pay yoktur.
 

2 : 201
İnsanlardan “Rabbimiz! Bize şimdikinde de güzel olanı, gelecektekinde de güzel olanı ver, bizi ateşin azabından koru” diyen vardır.
 

2 : 202
İşte, onlara kazandıklarından bir pay vardır. Allah çabuk hesap görür.
 

2 : 203
Ve sayılı günlerde Allah'ı anın. İki günde acele edene günah yoktur, saygılı olan geri kalsa ona da günah yoktur. Allah a saygılı olun ve Onda toplanacağınızı bilin.
 

2 : 204
İnsanların içinde dünya hayatı ile ilgili sözü senin hoşuna giden vardır. Ve gönlünde olana da Allah'ı tanık tutar. Halbuki o, düşmanların en yamanıdır.
 

2 : 205
Ve o, iş başına geçtiği zaman, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekini ve soyu yok etmeye uğraşır. Oysa, Allah bozgunculuğu sevmez.
 

2 : 206
Ve ona “Allah'a saygılı ol!'' denildiği zaman, çalımı kendisine günah işletir. Artık onun hesabını cehennem görür ve o ne kötü döşemlidir!
 

2 : 207
Ve insanlar arasında, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için canını verenler vardır. Allah da kullarına pek merhametlidir.
 

2 : 208
Ey inananlar! Hep birden barışa girin, şeytanın adımlarını izlemeyin. Doğrusu, o size apaçık bir düşmandır.
 

2 : 209
Size açık belgeler geldikten sonra yine tökezlerseniz, biliniz ki, Allah güçlüdür, bilgedir.
 

2 : 210
Onlar, buluttan gölgeler içinde Allah'ın ve meleklerin kendilerine gelmesini mi bekliyorlar? O durumda iş bitmiş olur, oysa bütün işler Allah'a götürülür.
 

2 : 211
İsrailoğullarına bir sor. Onlara nice apaçık belgeler verdik. Allah’ın nimetini, kendisine geldikten sonra kim değiştirirse, doğrusu, Allah’ın cezalandırması çetindir.
 

2 : 212
Dünya hayatı inkarcılara süslü görünür. Onlar da inananlarla alay ederler. Oysa, saygılı olanlar diriliş gününde onlardan üstündürler. Allah dilediğine hesapsız rızık verir.
 

2 : 213
İnsanlar tek bir millet idi. Allah peygamberleri müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi. Anlaşmazlığa düşecekleri hususlarda aralarında hüküm vermek için, gerçekten kitabı onlarla indirdi. Ancak, kitap verilenler, kendilerine belgeler gelmişken, aralarındaki düşmanlıktan dolayı onda anlaşmazlığa düştüler. Ne var ki, Allah, inananları anlaşmazlığa düştükleri hususta, bilerek gerçeğe yöneltti. Allah dileyene doğru yol gösterir.
 

2 : 214
Yoksa, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler sizin başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Allah’ın elçisi ve onunla beraber bulunan müminler, "Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek derecede darlığa, zorluğa uğramış ve sarsılmışlardı. Dikkat! Doğrusu Allah’ın yardımı yakındır.
 

2 : 215
Ne vereceklerini sana sorarlar. De ki: “Yapacağınız iyilikler, ana baba, en yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolculara olur. Yaptığınız her iyiliği, doğrusu Allah bilir.”
 

2 : 216
Hoşunuza gitmese de savaş size farz kılındı. Bazen hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinize olabilir ve sevdiğiniz bir şey de sizin kötülüğünüze olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
 

2 : 217
Sana saygın aydaki savaştan soruyorlar. De ki: “Onda savaşmak büyük günahtır. Ama, Allah yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Saygın Mescide engel koymak, halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük günahtır. Kargaşalık çıkarmak ise öldürmekten daha büyük suçtur.” Güçleri yetmiş olsa, sizi dininizden çevirinceye kadar, sizinle savaşı sürdürürler. İçinizden kim dininden dönüp inkârcı olarak ölürse, işte, onların işleri dünya ve ahirette boşa gider. Ve işte, onlar ateşliklerdir. Onlar orada temellidirler.
 

2 : 218
Doğrusu, inananlar, göç edenler ve Allah yolunda güç sarfedenler, işte bunlar, Allah’ın rahmetini umarlar. Allah bağışlayandır, acıyandır.
 

2 : 219
Sana içkiden ve kumardan soruyorlar, de ki: “İkisinde hem büyük günah, hem de insanlara faydalar vardır. Ama ikisinin günahları faydalarından daha büyüktür.” Ve sana ne vereceklerini de soruyorlar, de ki: “Verebileceğini.” Düşününüz diye, Allah ilkelerini size böyle açıklıyor.
 

2 : 220
Şimdikinde ve sonrakinde. Ve sana öksüzleri sorarlar, de ki: “Onların işlerini düzeltmek çok iyidir.” Eğer onlarla bir arada yaşarsanız, sizin kardeşlerinizdirler. Allah bozguncuyu düzelticiden ayırmasını bilir. Allah dileseydi sizi zora sokardı. Doğrusu, Allah yücedir, bilgedir.
 

2 : 221
İnanmadıkça, Allaha ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. İnançlı bir kadın hoşunuza giden ortak koşan bir kadından daha iyidir. İnanmadıkça ortak koşan erkekleri evlendirmeyin. İnanmış bir erkek hoşunuza giden ortak koşan bir erkekten daha iyidir. Onlar ateşe çağırır, Allah ise bildirimiyle cennete ve bağışlanmaya çağırır ve iyice düşünsünler diye belgelerini insanlara açıklar.
 

2 : 222
Sana kanamadan sorarlar. De ki: “O bir incinmedir.” Kanama sırasında kadınlardan uzak durun, temiz olmalarına kadar onlara yanaşmayın. Ama temizlendikleri zaman, Allah’ın buyurduğu yönden onlara yaklaşın. Doğrusu, Allah çok tövbe edenleri sever ve temizlenenleri sever.
 

2 : 223
Kadınlarınız sizin ürün yerinizdir. Öyle ise ürün yerinize istediğiniz gibi yaklaşın ve kendinizi hazırlayın ve Allah a saygılı olun. Ona kavuşacağınızı bilin, artık inananlara müjde ver!
 

2 : 224
İnsanların arasını bulacaksınız, saygılı olacaksınız ve iyilik yapacaksınız gösterişiyle, yeminlerinizde Allah’ın adını kullanmayın. Allah işitir, bilir.
 

2 : 225
Allah sizi, yeminlerinizdeki dil sürçmesinden sorumlu tutmaz, ancak sizi gönüllerinizin kazandığı ile sorumlu tutar. Allah bağışlayandır, ivecen olmayandır.
 

2 : 226
Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenlere dört ay bekleme süresi vardır. Eğer yeminlerinden dönerlerse, doğrusu, Allah bağışlayandır, acıyandır.
 

2 : 227
Eğer boşanmaya karar verirlerse, doğrusu, Allah işitendir, bilendir. Boşanmış kadınlar, üç temizlenme süresince kendilerini gözlerler. Eğer, Allaha ve sonraki güne inanıyorlarsa, Allah’ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri kendilerine helal olmaz. Kocaları barışmak isterlerse bu hususta karılarını geri almakta daha çok hak sahibidirler. Duruma uygun olarak kadınların sorumlulukları kadar hakları vardır. Ancak erkeklerin kadınlardan artı bir sorumlulukları vardır. Allah yücedir, bilgedir.
 

2 : 228
Eğer boşanmaya karar verirlerse, doğrusu, Allah işitendir, bilendir. Boşanmış kadınlar, üç temizlenme süresince kendilerini gözlerler. Eğer, Allaha ve sonraki güne inanıyorlarsa, Allah’ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri kendilerine helal olmaz. Kocaları barışmak isterlerse bu hususta karılarını geri almakta daha çok hak sahibidirler. Duruma uygun olarak kadınların sorumlulukları kadar hakları vardır. Ancak erkeklerin kadınlardan artı bir sorumlulukları vardır. Allah yücedir, bilgedir.
 

2 : 229
Boşanma iki defadır. Ya iyilikle tutun veya güzelce bırakın. İkisi Allah’ın sınırlarını koruyamamaktan korkmadıkça, kadınlara verdiğinizden hiçbir şey geri almanız doğru olmaz. Eğer, ikisinin de Allah’ın sınırlarını koruyamayacaklarından korkarsanız, kadının bir ödemede bulunmasında ikisine de günah yüklenmez. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Bunları aşmayın. Kim Allah’ın sınırlarını çiğnerse, işte, onlar zalimlerdir. Bundan sonra kadını boşarsa, kadın başka birisi ile evlenmedikçe bir daha kendisine helal olmaz. Eğer, o da kadını boşarsa, bu durumda ikisi de Allah’ın sınırlarını koruyacaklarına inanırlarsa birbirlerine dönmelerinde ikisine de günah yoktur. Bunlar, anlayan ulusa Allah’ın açıkladığı yasalarıdır.
 

2 : 230
Boşanma iki defadır. Ya iyilikle tutun veya güzelce bırakın. İkisi Allah’ın sınırlarını koruyamamaktan korkmadıkça, kadınlara verdiğinizden hiçbir şey geri almanız doğru olmaz. Eğer, ikisinin de Allah’ın sınırlarını koruyamayacaklarından korkarsanız, kadının bir ödemede bulunmasında ikisine de günah yüklenmez. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Bunları aşmayın. Kim Allah’ın sınırlarını çiğnerse, işte, onlar zalimlerdir. Bundan sonra kadını boşarsa, kadın başka birisi ile evlenmedikçe bir daha kendisine helal olmaz. Eğer, o da kadını boşarsa, bu durumda ikisi de Allah’ın sınırlarını koruyacaklarına inanırlarsa birbirlerine dönmelerinde ikisine de günah yoktur. Bunlar, anlayan ulusa Allah’ın açıkladığı yasalarıdır.
 

2 : 231
Kadınları boşadığınızda, sürelerini bitirince onları ya iyilikle tutun, ya da iyilikle onlara yol verin. Düşmanlık etmek ve zarar vermek amacıyla onları tutmayın. Bunu kim yaparsa, kendine kıymış olur. Allah'ın hükümlerini de alaya almayın. Allah'ın size olan nimetini, size öğüt vermek üzere size indirdiği kitabı ve bilgeliği hatırlayın. Allah'a saygılı olun ve Allah'ın her şeyi bildiğini bilin.
 

2 : 232
Kadınları boşadığınızda, süreleri bitince uygun olarak aralarında anlaştıkları zaman, kocaları ile evlenmelerine engel olmayın. Bununla, içinizden Allah'a ve sonraki güne inanmış olan kimseye öğüt verilmektedir. Bu, sizin için daha nezih ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
 

2 : 233
Anneler, emzirmeyi tamamlamak isteyen için çocuklarını tam iki yıl emzirirler. Emzirenlerin yiyecek ve giyeceğini uygun bir şekilde sağlamak, çocuk kendisi için doğurulana düşer. Herkes ancak gücü kadar sorumlu tutulur. Doğuran çocuğundan ve kendisi için doğurulan da çocuğundan dolayı zarara sokulmasın. Mirasçı olana da aynısı gerekir. Ana baba aralarında danışarak ve anlaşarak çocuğu sütten kesmek isterlerse, onlara bir günah yoktur. Çocuklarınıza süt anne tutmak isterseniz, vereceğinizi duruma uygun bir şekilde öderseniz, size bir sorumluluk yoktur. Allah'a saygılı olun ve Allah'ın yaptıklarınızı gördüğünü bilin.
 

2 : 234
Erkeklerinizden ölenlerin bırakmış olduğu eşler kendilerini dört ay on gün gözlerler. Sürelerinin sonuna erdiklerinde, kendi haklarında meşru olanı yapmalarından dolayı size bir sorumluluk yüklenmez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
 

2 : 235
Ve kadınlara, üstü kapalı bir şekilde evlenme önermenizde veya gönlünüzde onu saklı tutmanızda size sorumluluk yoktur. Allah onları anacağınızı bilir. Ancak, akla uygun söz söylemenin dışında, onlarla gizlice buluşmak üzere söz vermeyin. Kesin süre sona ermeden nikah akdine kalkışmayın. Gönlünüzde olanı Allah'ın bildiğini bilin ve Ondan çekinin. Allah'ın bağışlayan olduğunu ve ivecen olmadığını bilin.
 

2 : 236
Kadınlara dokunmadan ve belirlenmiş ücretlerini biçmeden onları boşarsanız, size günah olmaz. Onları, zengin kendi gücüne ve fakir kendi gücüne göre, iyi davrananlara bir borç olarak uygunca gönendirin.
 

2 : 237
Eğer onlara belirlenmiş ücretlerini biçip de onlara dokunmadan boşarsanız, kadınların kendileri veya nikah akdi elinde olanın bağışlaması dışında, biçtiğinizin yarısını verin. Bağışlamanız saygınlığa daha uygundur. Aranızda erdemliliği unutmayın. Doğrusu, Allah işlediklerinizi görmektedir.
 

2 : 238
Namazları ve orta namazı gözetin. Gönülden saygı duyarak Allah için ayağa kalkın.
 

2 : 239
Eğer korkuyorsanız, yürürken veya binmiş olarak; güvende olduğunuz zaman, bilmediklerinizi size öğrettiği biçimde Allah’ı anın.
 

2 : 240
Erkeklerinizden ölüp eşler bırakacak kimseler, bir yıla kadar dışarı çıkarılmaksızın eşlerinin geçimini sağlamayı vasiyet etsinler. Eğer onlar, kendiliklerinden dışarı çıkarlarsa, kendi haklarında uygun gördüklerini yapmalarından dolayı size bir sorumluluk yoktur. Allah yücedir, bilgedir.
 

2 : 241
Boşanmış kadınların geçimlerini duruma uygun bir şekilde gönendirmek saygılı olanlara borçtur.
 

2 : 242
Aklınızı kullanasınız diye Allah ilkelerini size böylece açıklamaktadır.
 

2 : 243
Binlerce kişi iken, ölümden kaçmak için yurtlarından çıkanlara dikkat etmedin mi? Allah onlara “ölün” dedi. Sonra da onları diriltti. Doğrusu, Allah insanlara karşı bol iyilik sahibidir. Ama, insanların çoğu şükretmezler.
 

2 : 244
Allah yolunda savaşın ve Allah’ın işiten, bilen olduğunu bilin.
 

2 : 245
Allah rızası için güzel bir ödünç kim verirse, Allah ona, onun karşılığını kat kat artırır. Allah, hem kısar, hem bollaştırır ve O’na götürüleceksiniz.
 

2 : 246
Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerinin, peygamberlerine şöyle dediklerini bilmez misin: “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım.” “Ya savaş size gerekli kılınır da, savaşmazsanız?” demişti. “Yurtlarımızdan ve oğullarımızdan uzaklaştırıldığımıza göre Allah yolunda niye savaşmayalım?” demişlerdi. Ancak, savaş onlara gerekli kılınınca, az bir kısmı dışında yüz çevirdiler. Allah haksızlık yapanları bilir.
 

2 : 247
Peygamberleri onlara “Doğrusu, Allah Talutu size hükümdar olarak gönderdi” dedi. “Biz hükümdarlığa ondan daha uygun iken ve ona malca da bir genişlik verilmemişken, o bize nasıl hükümdar olabilir? dediler. “Doğrusu, Allah sizin üstünüze onu seçti, bilgice ve vücutça gücünü artırdı. Allah hükümdarlığını dilediğine verir ve Allah kuşatıcıdır, bilendir.”
 

2 : 248
Onların peygamberi onlara “Doğrusu, onun hükümdarlığının işareti size sandığın gelmesidir. Onda Rabbinizden gelen gönül huzuru, Musa ailesinin ve Harun ailesinin bıraktıklarından kalanlar vardır. Onu melekler taşır. Eğer, inanmışsanız bunda size bir belge vardır” dedi.
 

2 : 249
Talut, orduyla beraber yola koyulunca, “Doğrusu, Allah sizi bir ırmakla deneyecektir. Ondan içen benden değildir. Kendi avucuyla bir avuçdan başka tatmayan ise bendendir” dedi. İçlerinden pek azı dışında hepsi ondan içti. Kendisi ve kendisiyle beraber bulunan inananlar ırmağı geçince, “Bugün Calut ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yoktur” dediler. Allaha kavuşacaklarına inananlar ise “Allah'ın yardımı ile nice az bir topluluk büyük bir topluluğa üstün gelmiştir. Allah dayananlarla beraberdir” dediler.
 

2 : 250
Calut ve ordusunun karşısına çıktıklarında, “Rabbimiz! Bize dayanma gücü ver, ayaklarımızı sağlamlaştır, inkarcı topluluğa karşı bize yardım et!” dediler.
 

2 : 251
Allah'ın yardımı ile onları bozguna uğrattılar. Davud da Calut’u öldürdü. Allah Davud'a hükümdarlık, bilgelik verdi ve ona dilediğinden öğretti. Allah insanları birbirleriyle savmamış olsaydı, yeryüzü bozgunculuğa uğrardı. Ancak, Allah âlemlere iyilik sahibidir.
 

2 : 252
İşte bunlar, sana gerçek olarak okuduğumuz Allah’ın belgeleridir. Şüphesiz, sen de elçilerdensin.
 

2 : 253
İşte, biz bu elçilerin kimine, kiminden artık olarak iyilikte bulunduk. Allah, içlerinden kimi ile konuştu ve kimini de derecelerle yükseltti. Meryemoğlu İsa'ya açık belgeler verdik ve onu kutsal ruhla destekledik. Allah dileseydi, açık belgeler kendilerine geldikten sonra peygamberlerinin ardından birbirlerini öldürmezlerdi. Ancak anlaşamadılar. Onlardan kimi inandı ve kimi inkâr etti. Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Doğrusu, Allah dilediğini yapar.
 

2 : 254
Ey inananlar! Alışverişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan verin. Ancak nankörler haksızlık yapanlardır.
 

2 : 255
Kendisinden başka tanrı olmayan ancak Allah’tır. O, diridir, özü varlık olandır, kendisini uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde olan ve yerde olanlar Onundur. Onun katında, Onun bilgisi olmadan kim aracılık edebilir? Çünkü onların önlerini ve ardlarını bilir. Onun dilemesinin dışında ilminden bir şey kavrayamazlar. Onun ilmi ve egemenliği gökleri ve yeri kaplamıştır ve onların korunması Ona yük olmaz. O uludur, yücedir.
 

2 : 256
Dinde zorlama yoktur. Şüphesiz doğru olan eğri olandan iyice ayırt edilmiştir. Kim azgınları reddeder ve Allaha inanırsa, kopmak bilmeyen, sağlam bir kulpu yakalamış olur. Allah işitendir, bilendir.
 

2 : 257
Allah inananların yakın dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkârcıların yakın dostları da azgınlardır ki, onları aydınlıktan karanlıklara götürürler. İşte bunlar, ateşliklerdir, orada temellidirler.
 

2 : 258
Allah'ın kendisine egemenlik vermesine karşılık, Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı bilmiyor musun? Hani, İbrahim “Rabbim diriltir ve öldürür" demişti. O da “Ben de diriltir ve öldürürüm” dedi. İbrahim “Doğrusu, Allah güneşi doğudan getiriyor, sen de onu batıdan getir” dedi. Ne var ki, inkâr eden dona kaldı. Allah haksız ulusu yola getirmez.
 

2 : 259
Ya da, çatıları çökmüş bir kente uğrayan kimse gibisini bilmiyor musun? “Allah bunları ölümlerinden sonra nasıl diriltir?” dedi. Bunun üzerine Allah onu yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve “Ne kadar kaldın?” dedi. “Bir gün veya bir günden de az kaldım” dedi. “Hayır! Yüzyıl kaldın, yiyeceğine, içeceğine bak, bozulmamıştır. Ama eşeğine bir bak! Seni insanlara bir belge kılalım. Ve kemiklere bir bak, nasıl onları kaldırıp yerli yerine koyduktan sonra onlara et giydiriyoruz” dedi. Bunu iyice anlayınca, “Doğrusu, Allah'ın her şeye gücünün yettiğini biliyorum” dedi.
 

2 : 260
Hani, bir zamanlar İbrahim, “Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster” demişti. “İnanmıyor musun?” deyince de, “İnanıyorum, fakat, gönlüm iyice yatsın” demişti. “Öyleyse, dört kuş al, onları kendine alıştır, sonra her dağın üzerine onlardan birer tane koy. Sonra onları çağır, koşa koşa sana gelirler. Ve Allah’ın yüce bir bilge olduğunu bil” dedi.
 

2 : 261
Mallarını Allah yolunda verenlerin durumu, yedi başak bitiren ve her başağında yüz tane bulunan tek tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Ve Allah kuşatandır, bilgindir.
 

2 : 262
Mallarını Allah yolunda veren, sonra verdiklerinin ardından başa kakmayanların da incitmeyenlerin de ödülleri Rablerinin katindadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.
 

2 : 263
Uygun bir söz ve bağışlama, peşinden incitme gelen bir gönüllü sunudan daha iyidir. Allah zengindir, ivecen olmayandır.
 

2 : 264
Ey inananlar! Allah’a ve ahiret gününe inanmayan ve malını insanlara gösteriş için sarfeden kimse gibi, iyiliklerinizi başa kakarak ve inciterek boşa çıkarmayın. Böyle olanın durumu, üzerinde biraz toprak bulunan yalçın kayaya benzer. Üzerine sağanak yağdığında onu cascavlak bırakır. Kazandıklarından bir şeye güçleri yetmez. Ve Allah nankör ulusu doğru yola eriştirmez.
 

2 : 265
Allah’ın rızasını elde etmek ve gönüllerini pekiştirmek için mallarını verenlerin durumu, yüksekçe bir tepede bulunan, bol yağmur aldığında ürünlerini iki kat veren ve bol yağmur yağmasa bile çisenti alan bir bahçeye benzer. Ve Allah yaptıklarınızı görür.
 

2 : 266
Hangi biriniz, çocukları güçsüz ve kendisine ihtiyarlık çökmüş iken, altlarından ırmaklar akan, içinde her çeşit meyveden bulunan hurmalığının ve üzüm bağının ateşli bir kasırganın gelmesiyle yanıp kül olmasını ister? Allah, düşünürsünüz diye, size belgelerini böyle anlatmaktadır.
 

2 : 267
Ey inananlar! Kazandıklarınızın temizlerinden ve size yerden yetiştirdiklerimizden verin. Gözünüzü yummadan alamayacak olduğunuz pis şeyleri iyilik olarak vermeye kalkmayın. Allah’ın zengin ve övülen olduğunu bilin.
 

2 : 268
Şeytan size yoksulluğu öğütler ve size hayasızlığı emreder. Allah kendinden bağışlama ve bolluk sözü verir. Allah kuşatandır, bilendir.
 

2 : 269
O, bilgeliği dileyene verir. Kime bilgelik verilmişse, ona çok iyilik verilmiştir. Bunu ancak öz akıl sahipleri anlar.
 

2 : 270
Yaptığınız her türlü harcamayı ve adadığınız her adağı, şüphesiz Allah onu bilir. Kıyıcılık yapanların hiçbir yardımcıları yoktur.
 

2 : 271
Gönüllü sunuları açıklarsanız ne kadar iyi! Eğer onları gizler de yoksullara verirseniz, bu sizin için daha iyi olur, sizin günahlarınızın bir kısmını örter. Ve Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
 

2 : 272
Onları doğru yola getirmek sana düşmez. Ancak, Allah dileyene doğru yol gösterir. Verdiğiniz iyi şeyler kendinizedir. Aslında Allah’ın rızasını elde etmek için verirsiniz. Yaptığınız her türlü iyilik, haksızlığa uğratılmaksızın size ödenir.
 

2 : 273
Allah yolunda alıkonmuş, yeryüzünde dolaşamayan, iffetli olduklarından bilmeyenin zengin saydığı yoksulları yüzlerinden tanırsın, onlar yüzsüzlük ederek insanlardan bir şey istemezler. Doğrusu, sarfedeceğiniz herhangi bir iyiliği Allah bilir.
 

2 : 274
Mallarını gece, gündüz, gizlice ve açıkça verenlerin ödülleri Rablerinin katindadır. Onlara korku yoktur, onlar üzülecek de değillerdir.
 

2 : 275
Artı olanı yiyenler, ancak şeytanın çarpıp çıldırttığı kimsenin kalkışı gibi kalkarlar. Bu, onların "Alışveriş de artı olan gibidir” demelerindendir. Oysa, Allah alışverişi helal ve artı olanı haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir ve vazgeçerse, geçmişte olan kendisinin olur. Onun durumu Allaha aittir. Kim dönerse, işte onlar ateşliklerdir, onlar orada temellidirler
 

2 : 276
Allah artı olanı eksiltir, gönüllü sunuları artırır. Ve Allah, pek nankör olan hiçbir günahkârı sevmez.
 

2 : 277
Doğrusu, inananlar, yararlı işler işleyenler, namaz kılanlar ve zekat verenlerin ödülleri Rableri katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
 

2 : 278
Ey inananlar! Allah a saygılı olun, inanıyorsanız geri kalan artık olanı bırakın.
 

2 : 279
Eğer bunu yapmazsanız, Allaha ve elçisine savaş açtığınızı bilin. Eğer tövbe ederseniz, ana paranız sizindir. Böylece haksızlık etmemiş ve haksızlığa da uğramamış olursunuz.
 

2 : 280
Eğer zorlukta ise, kolaylığa kadar beklenir. Bilmiş olsanız, gönüllü sunu olarak bırakmanız sizin için ne kadar iyidir.
 

2 : 281
Allaha döneceğiniz ve sonra haksızlığa uğramadan herkesin kazandığının kendisine verileceği günden korunun.
 

2 : 282
Ey inananlar! Birbirinize belli bir süreye kadar borçlandığınız zaman, onu yazın. Aranızdan bir yazıcı onu adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin. Hemen yazsın. Borçlu olan da yazdırsın. Rabbi Allaha saygılı olsun. Yazıdan bir şey eksiltmesin. Eğer, borçlu olan kimse beyinsiz veya aciz, ya da yazdıracak durumda değil ise, velisi adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki tanık getirin. İki erkek yoksa, tanık olarak razı olacağınız bir erkek ve biri unuttuğunda diğeri ona hatırlatacak iki kadın olabilir. Tanıklar çağrıldığı zaman kaçınmasınlar. Borç büyük veya küçük olsun, onu süresiyle yazmaktan üşenmeyin. Bu, Allah katında en doğru, tanıklar için en sağlam ve kuşkulanmanızdan en uzak olan davranıştır. Ancak, aranızda döndürdüğünüz ticaret peşin olursa, onu yazmamanızda size bir sorumluluk yoktur. Alışveriş yaptığınızda da tanık tutun. Yazıcıya ve tanığa zarar verilmesin. Eğer zarar verecek olursanız, yoldan çıkmış olursunuz. Artık Allaha saygılı olun, çünkü Allah size öğretiyor. Ve Allah her şeyi bilir.
 

2 : 283
Eğer, yolculukta olup da yazacak birini bulamazsanız, alınan rehin yeterli olur. Eğer, birbirinize güvenirseniz, güvenilen kimse borcunu ödesin. Rabbi Allaha saygılı olsun. Tanıklığı gizlemeyin. Kim onu gizlerse, doğrusu vicdan azabı çeker. Allah işlediklerinizi bilir.
 

2 : 284
Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah’ındır. İçinizdekini açıklasanız da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker. Ama dilediğini bağışlar ve dilediğine azap eder. Allah’ın gücü her şeye yeter.
 

2 : 285
Rabbinden kendisine indirilene, elçi de inananlar da inandı. Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, elçilerine inandı. “Biz elçilerinden hiçbirini diğerinden ayırmayız. İşittik, itaat ettik Rabbimiz! Bizi bağışlamanı dileriz ve dönüş ancak sanadır” dediler.
 

2 : 286
Allah, kişiye ancak gücünün yeteceği kadar sorumluluk yükler. Herkesin kazandığı iyi şeyler kendi yararına, yaptığı kötülükler de kendi zararınadır. Rabbimiz! Unutacak veya yanılacak olursak, bizi sorumlu tutma. Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır hüküm yükleme! Rabbimiz! Taşıyamayacağımız yükü bize yükleme. Bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Koruyucumuz Şensin, inkârcılara karşı bize yardım eyle.
 

Arama 0.19 saniyede gerceklestirilmistir
Arama sonucu 286 Ayet bulundu. [ 1-286 ]